Ana Sayfa DİNHİNDU DİNİ Mahabalipuram Tapınağı

Mahabalipuram Tapınağı

yazan : Zafer Bozkaya

Tamil Nadu eyaletindeki Mahabalipuram, kesme taş tapınakları ve harika taş işçilikleri ile bilinen eski bir liman kentidir. Burada yerleşim, 7. ve 9. yüzyıllar arasında başlamıştır. Eski adı Pallavas, olan bu liman kenti günümüzde görülmeye değer bir turizm merkezi olma yolundadır.

Mahabalipuram (veya Mamallapuram) kentine eskiden “deniz ve dağ ülkesi anlamına” gelen ‘Kadalmalai’ denirdi. Daha sonra, cesur-yürekli kral Mahabali’nin adına bu isim Mahabalipuram olarak değişti. Bununla birlikte, Pallava hanedanı burayı yönetmeye başladıktan sonra bu isim tekrar değişti ve bu hanedanın ilk büyük krallarından biri olan Mamallan adına Mammalapuram denildi. Günümüzde resmi adı Mahabalipuram olmakla birlikte halk arasında Mammalapuram ismi daha yaygın olarak kullanılmaktadır.

Bölgedeki tapınaklar grubu 1984 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesine alınmıştır.

Sahil tapınağı © Wikimedia Commons

Sahil Tapınağı 

Bölgedeki önemli tapınak kompleksidir. Tamamı kesme taştan yapılmıştır. En eskisi 7. Yüzyıldan kalmıştır. Günümüze kadar geçen yaklaşık 1.400 yıl süresince dayanıklı kalması sağlam yapıdaki kesme taştan işlenmiş olmasındandır. Sahil Tapınağı, deniz kenarındadır ve uzaktan bakıldığında efsanevi bir arabaya benzetilir. Bu nedenle ismi Dharmaraja Ratha isimli olarak belirlenmiştir. Buradaki tapınakların bazıları tek parça taştan oyularak yapılmıştır, üzerlerinde ek yerlerinin olmaması sayesinde görsel güzelliği çok öneçıkmaktadır.

Sahil tapınağı, yedi parça tapınak veya yedi pagodadan oluşan bir külliyedir. Bu yedi tapınaktan beş tanesi halen ayakta iken, iki tapınak suya batmış durumdadır. Sudaki tapınağın bir ucu, plaj alanına yakın bir yerdedir ve tekne ile denize açılınca suyun içinde görülebiliyor.

Bölgedeki Shiva tapınağının yapım tarihi 8. yüzyılın başlarına kadar gider ve Pallava hanedanı kralı Rajasimha tarafından yapılmıştır. Vishnu tapınağı ise daha eskidir ve 7. yüzyılda yapılmıştır.

Araba motifleri © Wikimedia Commons

Kaya rölyefleri

Yamacın bir kenarında bulunan tek parça bir monolit üzerine işlenmiş olan rölyefler hem süsleme hem de dini mesaj verme amacıyla yapılmıştır. Bu anlamda dünyanın en büyük açık hava rölyefi sayılır. Rölyefler, 27 metre uzunluğunda ve 9 metre yüksekliğindedir.

Açık hava rölyefi © Wikimedia Commons

Rölyeflerde anlatılan hikayelerin iki versiyonu vardır. 

Birinci versiyonda Ganj nehrini cennetten dünyaya getirmeye çalışan Arjuna anlatılır. Bunu yapabilmek için Arjuna’nın bir silaha ihtiyacı vardır. Tanrı Shiva bu silahı Arjuna’ya sağlar. Bu sırada Vishnu ile birlikte, başka tanrı ve tanrıçalar, ermişler, yogiler, bazı hayvanlar, sürüngenler ve hatta kuşlar ona yardım etmektedir.

İkinci versiyonda Bhagiratha ismindeki bir münzevi Ganj tanrısına dua edip dünyaya doğru akmasını ister. Shiva, nehri dünyaya getirmek üzere kucaklar ama bütün yaşamı boyunca kendi susuzluğunu getirmek ile meşgul olduğu için nehri dünyaya akıtamaz.

Bu kabartmalar Pallava Hanedanlığı sırasında inşa edilmiştir. Yapımı üç kuşak boyunca süren çalışmalar toplam 200 yıl kadar sürmüştür.

Zafer Bozkaya ve Rölyef

Mahishamardini Mağarası

Yekpare taştan oyulmuştur. Mağaranın geçmişi 7. yüzyılın ortalarına kadar uzanır. Ana tanrıçaya ithaf edilen mağaranın merkezinde Shiva, Parvati ve Murugan’a ait oymalar vardır. Mağaranın duvarlarındaki iki heykel de Pallava sanat formunu tasvir ediyor.

Mağara tapınağı girişi © Wikimedia Commons

Mağaranın dışında bir tapınak bulunur. Bu tapınağın içindeki heykellerden biri, yılan üzerinde uyuyan ve etrafı tanrılarla çevrili olan Vishnu’yu temsil eder. Başka bir oyma panelde, Durga’nın manda başlı şeytanı öldürüşü gösteriliyor. Tüm silahları elinde tutan ve kişisel aracı olan aslanını süren sekiz kollu Tanrıça Mahishamardini de bu mağarada tasvir edilmiştir.

Mağara tapınağı dışardan görünüş © Zafer Bozkaya

Krishna’nın Tereyağı Topu – Mahabalipuram’ın dengede duran kayasının gizemi.

Mahabalipuram’da, ağırlığının 250 tonun üzerinde olduğu tahmin edilen, 6 metre yükseklikte ve 5 metre genişliğindeki bir kaya, benzeri olmayan bir denge içinde duruyor. 

Tanrı Krishna’nın bebekliğinde çok afacan olduğu ve tereyağını elleriyle yediği hakkında yaygın bir efsane vardır. Buradaki kaya parçası da bir yumak tereyağı gibi göründüğünden buna Krishna’nın tereyağı topu denmiştir. 

Böylesine büyük bir kayanın, dengede nasıl durduğuna şaşırmamak elde değil. Kayanın 1200 yıldan fazla bir süredir orada olduğu tahmin edilmektedir. Kayanın Tamil dilindeki adı “Vaanirai Kal” dir ve bu, kelimenin tam anlamıyla “Gök Tanrısı Taşı” demektir. Bu kaya, Peru’da Machu Picchu’da bulunan tek parça taştan daha büyük ve daha ağırdır.

Kaya, tepenin dar bir alanı üzerinde dengeli bir şekilde durmaktadır. 250 ton ağırlığındaki bu kayanın bu kadar uzun bir süre böyle küçük bir alanda sabit duruyor olması da ilginçtir. 

1908’de zamanın Madras Valisi Arthur Lawley, kayanın etraftaki evler için tehlikeli olduğuna karar verdi ve kaldırılmasını istedi. Kayayı çekmek için yedi fil kullanıldı. Ancak kaya hareket ettirilemedi bunun üzerine bundan vazgeçildi.

Photo credit : Matthew T Rader, MatthewTRader.com, License CC-BY-SA

Mahabalipuram kentinde her yıl kış aylarında Hindistan Turizm Bakanlığı organizasyonu ile Kathakali, Bharatanatyam, Kathak, Mohini Attam, Kuchipudi ve Odissi gibi klasik Hint dansları sunulan bir festival düzenlenmektedir.

Dans festivali duyurusu

Related Articles

Yorum Bırakın