Ana Sayfa DİNBUDİZM Budizm’in bir kutsal kitabı var mı?

Budizm’in bir kutsal kitabı var mı?

yazan : Zafer Bozkaya

Buda isminde aydınlanmış bir kişi gerçekten de yaşadı. 35 yaşında öğretisini yaymaya başladı ve 80 yaşında Maha Parinirvana’ya ulaşıncaya kadar buna devam etti. Çevresindekilere her zaman Samsara’dan nasıl uzak durulacağını öğretmeye çalıştı.

Buda’nın Parinirvana’ya ulaşmasından iki ay sonra Ashin Maha Kassapa ismindeki kral, 500 kişiyi Arahat olarak seçti. Arahat: tamamen aydınlanmış kişiler demekti ve bu kişiler Kral’ın desteğinde Buda’nın öğretilerini bir araya getirmeye başladılar. Kral bu çalışmayı yapanların sadece yemeklerini karşılıyordu.

Buda’nın öğretilerinin toplanmasında kilit kişi, Buddha’nın kuzeni ve aynı zamanda kişisel asistanı olan Ashin Ananda idi. Ananda, Buddha’dan anlattığı her öğretiyi ona tekrar aktarmasını istemişti. Teknik olarak, Buddha’nın öğrettiği her şeyi takip eden odak kişiydi. Ancak Ananda, Buddha öldüğünde sadece birinci seviye Ariya’ydı, yani sempatizan seviyesindeydi, Arahat olamamıştı.

Öğretileri bir araya getirme komitesi sadece Arahatlar tarafından yapılacaktı. Ananda, bu komitenin dışında kaldı. Ama hedefi komiteye girebilmekti. Ashin Ananda çok sıkı meditasyon teknikleri uyguladı, çabaladı, dikkatini, yoğunlaşmasını ve iç görüsünü geliştirdi ve en sonunda Arahat olmaya hak kazandı.

Buddha’nın öğretilerini birinci ağızdan aktarabilen Ananda, tüm öğretiyi yeniden anlattı. Öteki 500 Arahat buna şahit oldu, anlatılanları onayladı. Rahipler, kadın keşişler ve acemiler için uygulanacak kuralları Upali isminde başka bir Arahat yeniden anlattı. Bu öğretiler, daha sonra sözlü olarak ezberlendi ve unutulmaması için sonraki kuşaklardaki rahipler ve keşişler tarafından hep birlikte sürekli olarak tekrarlandı.

M.Ö. 23 yılları civarında virüs salgını ve doğal afetler yaşandı. Sözlü geleneğe devam etmek zorlaştı. Keşişler hastalanıp güçsüz kaldıklarında öğretileri hafızalarından tekrarlarlardı. Bu durumda öğretileri yazıya dökmeye karar verdiler ve Dördüncü Sanga Konseyi’ni toplantıya çağırdılar. Sözlü geleneği uygulayan Birinci Sanga Konseyi ile öğretileri yazılı olarak kaydeden Dördüncü Sanga Konseyi arasında 500 yıl geçmişti.

Budizmin Theravada kolunda yazılı metinler ortaya çıktıktan sonra metinler çok fazla değişmedi. Bu gelenekte metinler yazılırken şu şart uygulanmıştı: “Düzenleme, silme veya ekleme” yasaktır.

Bu arada Budizm, farklı dillerin konuşulduğu başka ülkelere yayıldı ve yeni yorumlarla yeni dallar oluştu. Bununla birlikte, Theravada kolu bu gelişmeye karşı direndi. 1800’lü yıllarda, Theravada Budizmini uygulayan ülkelerin çoğu Batılı ülkeler tarafından işgal edildi ve sömürgeleştirildi. Hindistan’ın işgali sırasında yatılı Budist eğitim veren üniversitelerin çoğu yakıldı ve birçok Budist keşiş öldürüldü. Bu olayların verdiği yıkım nedeniyle Hindistan’da Budizm gerilemeye başladı.

Yukarı Myanmar bölgesinde ilk kez Budist olmayan bir hükümetin başa geçeceği belli olunca zamanın Budist Kralı bir proje uyguladı. Bu, Buda öğretilerini kolayca yanıp yok olabilecek palmiye yapraklarından taş tabletlere aktarmaktı. Kralın desteğiyle Beşinci Sanga Konseyi toplandı ve Budist metinler palmiye yapraklarından taş tabletlere aktarıldı.

Kral, Buda öğretilerinin en az 5 bin yıl dayanacak şekilde yazılmasını istedi. Bunun kayıt üzerinde yapılması imkansızdı. Bunun üzerine öğretiler mermer bloklar üzerine yazılmaya başlandı. Her bir mermer blokta 730 satır bulunacak şekilde yazıldı ve bu türden toplam 1640 mermer blok kullanıldı. Yazılar altın içeren bir boya kullanılarak yazıldı. Her bir blok 3.5 x 6 feet boyutlarındaydı, her bir bloğun üstünde ayrı bir kubbe yapıldı.

Bu “kitap” günümüzde Myanmar’da Kuthodaw Pagoda’da bulunuyor.

Theravada Budizmini uygulayan ulusların çoğu 1950’li yıllarda bağımsızlık kazandılar. Bu dönemde devam eden başka bir proje vardı. Budist tarih, Buda’nın Parinirvana’ya ulaştığı günden itibaren başlar. Buna göre, Budizmin 2.500 yılında yani 1954 – 1956 yılları arasında Theravada geleneğini sürdüren sekiz ülkeden 2500 keşiş Burma’ya davet edildi. Bu ülkeler arasında Japonya da vardı. Böylece Altıncı Sanga Konseyi oluşturuldu. Yapılan toplantılarda kutsal metinlerden sadece Tipitaka’yı değil, aynı zamanda yorumları (Attakhatha) ve alt yorumları (Tika) da incelediler. Bu metinlerin arasında çok az fark buldular ve bulunan farklar dipnotlara eklendi.

Böylece Altıncı Sanga Konseyi tarafından onaylanan tek bir Tipitaka versiyonu Budizm’in 2.500. yaşına ulaştığı gün yayınlandı. İlk Sanga Konseyi Hindistan’da yapılmıştı. Dördüncü Sanga Konseyi Sri Lanka’da yapıldı. Beşinci ve Altıncı Sanga Konseyi, günümüzde Myanmar olarak bilinen Burma’da düzenlenmiş oldu.

Buddha’nın öğretileri sözlü gelenekten palmiye yapraklarına, palmiye yapraklarından altın tabletlere ve taş tabletlere kadar geldi, günümüzde basılı versiyona aktarıldı. Şimdi online olarak bile edinebilirsiniz. Bu metinler sadece Budizm açısından önemli değil, aynı zamanda insanlığın 2.600 yıl önceki felsefesinin ve yaşam tarzının bir kaydıdır.

Budizmin ana kitabı sayılabilecek Tipitaka’yı tümüyle ezberleyen kişiler vardı: Örneğin Mingun Sayadaw – Altıncı Sanga Konseyi’nin Baş Sorumlusu. Mahasi Sayadaw – Altıncı Sanga Konseyi’nin sorgulayıcısı ve son editörü.

Tipitaka öğretileri, Buddha’nın 84 bin Dhamma dersini içerir. Bunların 82 bin tanesinin doğrudan Buddha’nın kendisinden gelme olduğuna inanılıyor. Kalan 2 bin ders, müritlerin anlatılarından oluşmuştur.

Thomas Williams Rhys David (1843–1922), Tipitaka öğretilerini ilk kez Pali dilinden İngilizce’ye çevirdi. İngiliz’lerin Asya’ya yayılması ve birçok Budist tarihi yeri keşfetmesiyle Pali dilinin Latin harfleriyle yazılması başladı.

Budizmi sadece kutsal metinleri okumaktan çok uygulama yaparak öğrenmeyi öneren Vipassana meditasyon tarzı, 1800’lerin sonlarında kuruldu. Vipassana hareketinin öncüsü Saygıdeğer Ledi Sayadaw’dır. Günümüzde Vipassana ekolü Budizmin en aktif kollarından birisi haline gelmiştir.

Related Articles

Yorum Bırakın