Ana Sayfa DİNSİH DİNİ Altın Tapınak’ta yemek

Altın Tapınak’ta yemek

yazan : Zafer Bozkaya

En Büyük Yeryüzü Sofrası

Hindistan’da Amritsar kentindeki Altın Tapınak’ta her gün yaklaşık 100 bin kişi yemek yiyor ve kimsenin bu yemek için bir ödeme yapması gerekmiyor. Sih dininin temel kurallarından birisi olan “yanındakiyle paylaşmak” ilkesinin hayata geçirilmesi 16. Yüzyılda Ekber zamanında başlamış. Bu uygulamanın böyle büyük boyutlara geleceği hesaba katılmış mı bilinmez, ama günlük 100 bin kişinin ücretsiz yemek yiyebilmesi hem maliyet, hem organizasyon hem de sosyal paylaşma bakımından dünyada eşsizdir. 

Pembe bir türban takmış genç bir adam yerde bağdaş kurarken avuçlarını alçak gönüllülükle kaldırıyor. Avuçlarının içine sıcak bir çapati koyuluyor. Yanında yaşlı bir kadın var. O da avuçlarını kaldırıyor ve aynı şey oluyor. Oturulan yerin her iki tarafında hepsi bağdaş kurmuş ve önlerinde metal bir tepsi olan yüzlerce başka kişi var. Gönüllüler tarafından servis edilen yemek, herkes için aynı: Dhal (mercimek çorbası), Sebze ve Kheer adı verilen sütlaç. Altın Tapınak’ta bir günde ortalama 100 bin kişi yemek yer ve bir kişi bile bu yemek için bir şey ödemez. 

Çapati almak için avuç açmak şart. © Zafer Bozkaya

Bu ölçüde bir yemek hazırlayabilmek bir gönüllüler ordusu ve şaşırtıcı miktarda malzeme gerektirir: 

Bunlar (günlük): 

  • 12 ton un
  • 1.5 ton pirinç
  • 13 ton mercimek
  • 2 ton sebzedir. 

Yemeklerin pişirilmesi dev kazanlarda elle yapılırken, çapati üretimi için mekanik fırın ve konveyör bandı kullanılıyor. Günlük üretilen çapati sayısı 200 bin kadardır. Yemekten sonra içilecek sütlü çaylar bile dev çelik kazanlarda hazır tutuluyor. Yeryüzü Mutfağı (Lenger) asla kapanmıyor. Gece geç saatlerde bile isteyen hacılara yemek veriliyor.

Çapati üreten otomatik makine.

Günümüzden yaklaşık 500 yıl önce, 3. Sih Gurusu Amar Das, gıda tüketimi konusunda devrimci bir fikir ortaya attı. Bu fikir çok basitti: “Herkesin dininden ve sosyal statüsünden bağımsız olarak birlikte oturabileceği ve aynı yemeği yiyebileceği bir yer kurulmalıdır.” Bu fikrin temelinde, kast ayrımlarının ne yediğinize ve kiminle yediğinize müdahale etmesine son verilmesi yönünde devrimci bir ideal vardı.

Grubumdan iki kişi, Kheer kazanlarını karıştırmaya yardım ediyor. © Zafer Bozkaya

Sih dininin kurucusu olan Guru Nanak 30 yaşındayken, tanrısal bir vizyon gördükten sonra ortadan kaybolmuştu. Bundan üç gün sonra, “Hindu yok ve Musalman [Müslüman] yok” diyerek ortaya çıktı. Tanrı’nın önünde herkesin eşit olması idealiyle Sih dini doğdu. Sih dinindeki eşitlik öğretilerinin temelinde, sosyal ya da dini ayrımlardan bağımsız olarak herkesin eşit kılındığı özgür bir sofra olan “Lenger” düşüncesi vardır. Altın Tapınak’taki Lenger, Sih inancının kast kavramını reddetmesinin canlı bir örneği olmuştur.

Altın Tapınak gece görüntüsü © Zafer Bozkaya

Dünyanın dört bir yanındaki Sih tapınaklarında ücretsiz sofralar var olsa da, Altın Tapınaktaki Lenger, en büyük ve en özenli olanıdır. Hafta içi günlerde 100 binden fazla ve hafta sonu ile dini günlerde günlük 150 bine kadar çıkan ziyaretçi sayısı ile Altın Tapınak, Tac Mahal’den bile daha fazla ziyaretçi çekiyor. Müridler ve ziyaretçiler ana tapınağı ziyaret ettikten sonra, yüzlerce gönüllünün hazırladığı yemekleri yemek üzere Lengere yöneliyor. Burada, “yemek kalmazsa” diye bir şey asla yok, hiç kimse geri çevrilmiyor.

Lenger’de yemek yiyenler © Zafer Bozkaya

16. yüzyılda kast sisteminin katı kuralları altında acı çeken Hindistan’da, böyle bir Lenger oluşturma fikri; hem manevi hem de sosyal olarak çok ilerici bir adımdı. Bir anlamda açlığı hafifletmenin ve başka bir anlamda sosyal reformun bir aracı oldu. Modern Hindistan’ın şimdiki düzeninde paraya ve maddiyata verilen önem yükseliştedir. Buna karşılık daha güçlü bir orta sınıfa sahip olma amaçlanıyor olsa bile, kast sistemiyle bağlantılı eski sosyal hiyerarşi kurallarının özellikle kırsal alanlarda hala yaygın olması çelişkisi yaşanmaktadır. Hindistan’da altmış yılı aşkın bir süredir kast temelinde ayrımcılık yapmak yasaktır, ancak kast sistemi, güçlü bir temeli olan üç alanda varlığını sürdürmektedir: Bu alanlar: Dini ibadet, Evlilik ve Yiyecek alanlarıdır. Bu ortamda, bir Lenger oluşturma fikri, 500 yıl öncesinde bile radikal ve devrimci bir adımdı. Bu fikri oluşturan ve uygulamaya koyan 3. Sih Gurusu Amar Das’tı (1479 – 1574)

Guru Amar Das

Tarihsel kayıtlara göre Türk – Mughal sultanı Ekber, Amritsar’da Altın Tapınağı ziyaret etmiş ve Lenger’de yemek yemiştir. Ayrılırken bir tepsi altın para bağışlamak istemiş, Guru Amar Das, “Kendi gelirimiz bize yeter.” diyerek bu bağışı reddetmiş. Ekteki tabloda bu olay canlandırılıyor. 

Ekber Şah’ın Lengere bağış yapması

Sih toplumunun önemll din adamlarından biri ve Columbia Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Simran Jeet Singh, “Sih Guruları sosyal ayrımlara meydan okumak için çeşitli biçimlerde çalıştı.” diyor. Singh’e göre, Gurular, bir kişinin bir başkasından daha fazla ilahi vasfı olduğunu kabul etmez. Lengerin işlevinin daha eşitlikçi bir toplum için bir kaldıraç olmasının ötesinde Singh, Lenger uygulamasının modern tarım teknolojilerinin bulunmadığı dönemde pratik bir eşit bölüşüm çözümü olduğuna da dikkati çekiyor.

Çapati üretimi geleneksel yöntemlerle de yapılıyor. © Zafer Bozkaya

Singh, “İnsanların sadece yemek yiyebilmek için gelebilecekleri bir alan yaratmak son derece devrimci oldu” dedi. “Bugün bile, Altın Tapınak’ın dışında yaşayan ve yiyecek kaynağı olarak sadece ona güvenen yoksul bir nüfus vardır. Lenger, o dönemde yaygın olan ve halen de yaygın durumdaki sosyal bölünmelere meydan okurken, vazgeçilmez bir besin kaynağı oluşturdu.” diye devam etti. Gerçekten de Lengerde yemek yiyebilmek için Sih, Hindu, Budist, Müslüman veya Jain olmanız veya tamamen inançsız olmanız asla sorgulanmaz. Kadın veya erkek olmanız konusunda da hiçbir ayrım yoktur. Tek şart, kadın – erkek herkesin başını örtmesi, ayakkabılarını tapınağın dışında bırakmasından ibarettir.

Lenger’in toplu yemek yenilen salonlarından birisi. © Zafer Bozkaya

Hindistan’da “ne yersen o’sun” görüşüne çok önem verilir. Bin yıl boyunca, Hindistan’daki yiyecekler bu geniş sosyal kategori sistemine göre tüketildi. Gıda kaynaklarının bölüşümü zaman zaman toplumlar arası şiddeti de tetiklemekteydi. Hindu-Müslüman kavgaları, bir domuzun veya bir ineğin kesik başının bir caminin veya Hindu tapınağının arazisine atılmasıyla kolayca ateşlendi. Günümüzde bu ayrımcılıklar başka bir biçimde devam ediyor. Örneğin, Mumbai’deki lüks konut komplekslerinin girişine “Sadece Vejetaryenler Girebilir” yazılabiliyor. Bunun amacı, Müslüman, Hristiyan veya et yiyebilecek düşük kastlı kiracıları kendi korunmuş alanlarından uzak tutmaktır.

Soğan soyma işlemi de hep birlikte yapılıyor. © Zafer Bozkaya

Hindistan’da bazı eyaletlerde sığır eti tüketimi ve büyükbaş hayvan kesimi halen yasaktır. Kastların ve dini inançların sınır hatları katı bir şekilde çizilmiştir. Hindular ve Jainler dışında diğer toplulukların çoğunun yemeğinde sığır eti bulunur, çünkü sığır eti, diğer protein kaynaklarından daha ucuzdur.

Sihler vejetaryen değildir, ama Altın Tapınak’taki Lenger sadece vejetaryen yemekler sunar. Burada çalışan gönüllüler çok farklı inançlardan ve farklı sosyo ekonomik geçmişlerden geliyor olabilir. Bütün gönüllüler neredeyse makine gibi çalışırlar. Her soğan doğrandığında veya her çapati yoğrulduğunda, Tanrı’nın ismini çağıran “Wahe Guru … Wahe Guru” zikrini duyabilirsiniz.

Lengere gelenlere tepsi dağıtımı © Zafer Bozkaya

Lenger’deki gönüllülerden biri olan Sukhdev Singh, 2013 yılında Amritsar’a taşınmış ve 55 yaşındaki bir Sihtir. Singh, kırçıl sakalı ve gri yeleğiyle tapınaktaki herhangi bir kişiyle karıştırılabilir. Yaşlı olmasına bakmadan Altın Tapınak’ın mutfaklarına gönüllü olmak için akın etmiş olan yüzlerce insandan birisidir. Bugün mutfağı çalıştırmanın 10 milyonlarca Dolara varan maliyeti olmasına rağmen, Singh bize Guru Nanak’ın Lenger’i kurmaya sadece 20 rupi para ve bir avuç gönüllü ile başladığını hatırlatıyor. Astronomik maliyetle bile, Singh, bağışların iki yıla kadar tüm masrafları karşılayacak düzeyde olduğunu söylüyor. Büyük ölçüde isimsiz olan bağışçılar ve gönüllüler grubu için, bu mutfağı çalışır durumda tutmak dini ve sosyal bir görev olarak görülmektedir.

Singh, “Dinimizde sadece üç şey var,” dedi. “Tanrı’nın ismini söyleyin, dini ilahileri okuyun ve gönüllü olun. Bacaklarım ayakta durmama izin verdiği sürece burada çalışacağım.” diyor.

Sukhdev Singh, tepsi dağıtıyor. © Zafer Bozkaya

NOT

Pencab dilinde “ortak mutfak” anlamında kullanılan Lenger kelimesi Anadolunun bazı yerlerinde geniş tepsi anlamında kullanılıyor. İlginç bir paralellik değil mi?

Ekteki videoda toplu yemeğe hazırlık ve yemek öncesi yapılan dua görülüyor. Çekim tarihi : 23 Aralık 2009

Related Articles

Yorum Bırakın